Gıybete ne kadar meraklıyız?
Zehra Çavuşoğlu

Zehra Çavuşoğlu

Zehra'nın Penceresi

Gıybete ne kadar meraklıyız?

24 Mayıs 2018 - 23:43 - Güncelleme: 24 Mayıs 2018 - 23:51

Merhaba,


Öncelikle herkese hayırlı ramazanlar diliyorum, Rabbim oruçlarımızı, dualarımızı, dileklerimizi kabul etsin, bayrama ulaşmayı nasip etsin ve de nice ramazanlara…


Ramazan başlarken birçok kişiden mesaj aldım, bu mesajlardan birini sizinle aynen paylaşmak istiyorum, bana gönderildiği gibi hiç değiştirmeden ;


“ Selamun aleykum, ailem, akrabam, komşum, hocam, arkadaşım ya da dostum.


Belki günlerden birinde senin gıybetini etmiş olabilirim. Dil işte, hata edebilir. Bunu kendi başıma veya başkalarının yanında yapmış olabilirim. Şayet böyle birşey olmuşsa, senden bana hakkını helal etmeni rica ediyorum, Allah Teala da seninle O’nun arasındaki günahlarını affeylesin.

Gıybeti edilen kişi hakkını helal etmedikçe gıybet edenin günahını Allah affetmez. Yerlerin ve göklerin sahibi Allah Teala’dan korktuğum için, Ramazanı temiz geçirmek için bana hakkını helal etmeni talep ediyorum. Benim hakkım sana helal olsun. Geri dönüş yaparsanız sevinirim “
Şimdi hangi açıdan baksam bilemedim, rica gibi görünse de bir itiraf mı, korku mu, ben böyleyim işte elim de değil idare et, benim huyum bu yine yapar yine affetmeni rica ederim mi ?

Dilin kemiği yok dedikleri bu olsa gerek. Gıybet, dedikodu, yalan yanlış konuşma, yorum yapma, gaza gelme…

Elimize ne geçiyor acaba, başkalarıyla ilgili ne kadar fikir sahibiyiz de yorum yapma, ya da eleştirme hakkını kendimizde görebiliyoruz. Böyle bir hakkımız var mı ? Varsa bile bize ne ? Birilerini üzmekten, kırmaktan başka ne işe yarıyor. Bizimle ilgili konuşulmasına tahammül edemiyoruz da biz niye konuşuyoruz.

Bir de görmeden, bilmeden, hissederek hüküm verme var tabi. Davranışlarından, ya da gayri ihtiyari söylenmiş bir sözden üzerine alınıp mesaj verdi, şöyle demek istedi diye yorum yapmalar. Kendim yazdım kendim oynadım yani. Bu kadar yeteneğin varsa senarist ol kardeşim.


Kadınların daha çok dedikodu yaptığı söylenir, ama dikkat edin, ilk haberleri hep erkeklerden alırsınız, eşi söylemiş olur ! Sen anlatma başkasına, sen de aynı şeyi yapıyorsun. Bir de tabi aramızda kalsın denir, söze başlarken benden duymuş olma. Ama senden duydum işte.

Hakkında konuştuğun kişiden niye korkuyorsun, insan da önce Allah korkusu olacak, dedikodu yapmadan önce gözümle görmedim, günahına giremem diye susacak, ha konu seninle ilgiliyse gider muhatabına sorarsın, niye böyle bir şey anlattın diye, cevabı varsa versin.
Ben de benimle ilgili yapmadığım şeylerle ilgili yapmışım, yada söylemediğim sözlerle ilgili söylemişim gibi konuşuldu, konuşuluyor, konuşulacak da. Beni bilen bilir, söylediğim bir şeyi yanlış da olsa saklamam, söylediysem söyledim, söylemediysem de herkes istediğine inanabilir. Benimle ilgili söylemediğim şeyleri söyledi diye anlatanlar zaten, kendini bilir, benim niye kendisine sormadığımı da bilir.

Ben onları Allah’a havale ediyorum, bildiği gibi yapsın. Niye söyledi diye sormam bile değer vermiş olurum çünkü, değeri hak etmeyene niye değer vereyim ki, hesabı Allah’a versin.


Erdem başka bir şey, eğitime de bakmıyor, paraya da bakmıyor. İnsanın yerini, konumunu hazmetmesiyle ilgili.

Dikkat edin, işi gücü yoğun, kendisiyle barışık insanların gıybet etmeye, yorum yapmaya, yalan yanlış konuşmaya, ne hali var, ne de vakti…

Bakıyorsunuz, nerede boş insan var, hoopp dedikodu, gıybet. Üretin, üretin . Üretken olun. Proje geliştirin, kredi kullanın, girişimci olun. Türkiye her yıl kendi payına ayrılan krediyi kullanamadığı için, proje geliştirilemediği için, milyonları iade etmek zorunda kalıyor. Projeler birbirinin tekrarı olduğu için onaylanmıyor. Değişik projeler geliştiremiyoruz.Birisi bir proje yapınca diğer projeler de onun kopyası gibi oluyor, onay alamıyor. Bu eğitimdeki ezbercilikten , daha küçükten çocukların hayal dünyasını geliştiremiyoruz, ezbere alıştırıyoruz diye düşünüyorum.
İnsan kendisi içinde üretken olmalı ayrıca . Yaşam kalitesini artırmalı, insan çalıştıkça, bir şeyler ürettikçe kendini mutlu eder, kendi mutlu olunca çevresini olumlu etkiler. Ufak tefek hesaplarla uğraşma, gıybet etme gereği duymaz. Ne güzel aslında okumak,araştırmak, her gün yeni bilgilerle donanmak, çocuklarına, eşine, ailesine, arkadaşlarına yetebilmek, örnek insan olabilmek. Yaptıklarından pişmanlık duymamak, yastığa başını koyduğunda huzurla uyuyabilmek. Çocuklarını yetiştirirken de bunlara dikkat etmek, sözleriyle değil davranışlarıyla etkileyebilmek.
Ne diyelim Allah şeytana uydurmasın, uyanları da Allah’a havale edelim kendileri düşünsün. Rabbim tuttuğunuz oruçları, kıldığınız namazları kabul etsin, huzurla bayrama erişebilmemiz dileğiyle...


Sevgiyle kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar