Malatya’ya Bir Özür ve Bir Hesaplaşma
14 Temmuz 2025, Pazartesi 23:26Bugün bu satırları bir Malatyalı olarak, içten ama bir o kadar da öfkeyle yazıyorum. Bu yazı bir özürdür, bir itiraftır ve aynı zamanda bir çağrıdır.
Malatya’nın geldiği hâli gördükçe yüreğim sızlıyor. 6 Şubat depremlerinin yıkıcı etkisini hep birlikte yaşadık, izleri hâlâ silinmiş değil. Enkazlar kaldırılmadı, kaldırılanlar yerini yeni enkazlara bıraktı. Ama bu şehirde asıl enkaz, betonun değil, yönetimin içinde birikti: ilgisizlik, vurdumduymazlık, liyakatsizlik ve hoyratlık…
23 yıllık AK Parti iktidarı boyunca Malatya’nın gerçek ihtiyaçlarına cevap verecek vizyoner, şeffaf ve ehil yöneticiler bekledik. “Hizmet partisi” söylemine inandık. Özellikle son seçimde, büyükşehir ve ilçe adayları açıklandığında umutlandım. İlk kez doğru isimler seçildiğini düşündüm. Bu nedenle destek verdim, elimden geldiğince propaganda yaptım. Bugün buradan açıkça söylüyorum: O süreçte ikna etmeye çalıştığım herkesten samimiyetle özür diliyorum.
Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, benim açımdan tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu. Bu yüzden yıllarca eleştirdiğim ama bugün “seni bile aratır hale getirdiler” dediğim Selahattin Gürkan’dan da özür diliyorum. Evet Selahattin Başkan, seni hiçbir zaman sevmedim; bu kişisel değildi. Sadece Malatya’yı yönetecek liyakat ve maharete sahip olmadığını düşündüm ve hâlâ da öyle düşünüyorum. Ama ne yazık ki Sami Başkan, seni bile aratacak bir yönetim anlayışıyla karşımıza çıktı. Bu nedenle sana yönelik eleştirilerim için bugün geri adım atıyorum.
Deprem sonrası “Malatya için yeni bir başlangıç olacak” dedik. Ama umutlarımız daha ilk günden boğuldu. Şehrin altyapısı depremle zaten ağır hasar almıştı. Fakat o dönem bile musluklardan su akıyor, elektrikler daha az kesiliyordu. Bugünlerde Malatya’da su varsa şaşırıyoruz. Kesintiler hayatın olağan bir parçası hâline geldi.
Trafik deseniz, ayrı bir çile. Depremde çöken yollar bile bugünkü keşmekeşten daha rahattı. Rastgele, mühendislikten yoksun yol çalışmaları yüzünden şehirde hareket etmek işkenceye dönüştü. Kavşaklarda daraltmalar, anlamsız bariyerler, yanlış ışıklandırmalar var. Koca şehir sanki deneme tahtasına çevrilmiş.
Toz-toprak meselesi ise hâlâ içler acısı. Depremin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen şehir merkezinde nefes almak zor. Malatya'nın sokakları, Hindistan’ın kalabalık ve ihmal edilmiş şehirlerini aratmıyor. İnsan merkeze inmeye çekinir oldu.
Tüm bu tablo yetmezmiş gibi, vatandaş bir de cezalarla boğuşuyor. Şehrin dört bir yanı otoparka dönüşmüş, ama trafik zabıtası vatandaşı denetlemek yerine adeta cezayla avlıyor. Park edecek yeri olmayan insanlar çaresizce aracını kaldırıma bırakıyor, ardından ceza yiyor. Bu, hizmet değil, açıkça halkla çatışmadır.
Bir başka utanç vesikası ise Turgut Özal Tıp Merkezi otoparkı. Hastane içi keşmekeş, otoparkı ise ayrı bir trajedi. Yer bulmak neredeyse imkânsız, buna rağmen çıkışta "park edemediğiniz" aracınız için para talep ediliyor. Ağır hastası olan, cenazesiyle uğraşan vatandaştan ücret almak vicdansızlıktır. Ayıptır. En naif tabirle: Terbiyesizliktir… Bu şehrin valisi bu durumu görmüyor mu? Yoksa çakarlı araçların rahatlığı içinde halktan tamamen mi koptular? Milletvekilleri bu manzaradan habersiz mi? Yoksa daha kötüsü: Ortaklar mı?
Ve en acı olan ne biliyor musunuz? Yeni belediye yönetiminin bugüne dek ortaya koyduğu tek cümlelik vizyon şu: “Halkın gerçek sorunları, günlük çilesi, barınma derdi, yol çilesi, sağlık erişimi gibi konular gündemimizde değil…”
Bu karanlık tablo ortaya çıkarken bizler neredeydik? Kimi sessizdi, kimi oy verdi, kimi de benim gibi adayların propagandasını yaptı. Bugün geriye dönüp baktığımda bunun büyük bir hata olduğunu görüyorum. İşte bu yüzden herkesten özür diliyorum.
Malatya bugün tarihinin belki de en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Ama bu şehir her şeyin en iyisini hak ediyor. Çünkü Malatya, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla bu ülkenin en kıymetli şehirlerinden biridir. Malatya’nın insanı çalışkandır, vefalıdır, merttir. Malatya, defalarca yıkılsa da yeniden ayağa kalkabilecek bir ruha sahiptir.
Ama bunun için dürüst, çalışkan, maharet ve salahiyet sahibi liyakatli yöneticilere ihtiyacımız var…



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.