Cemil Çelik’in Rektör Adayı Cafer Özkul Malatya’da

Cemil Çelik'in Rektör Adayı Cafer Özkul Malatya'da

Malatya İnönü Üniversitesi Rektörlük Seçimleri öncesi geçen yıla nazaran kıyasıya bir mücadele sergileniyor.

13 Mayıs 2016 - 00:23

İnönü Üniversitesi rektörlük seçimleri öncesi bir aday Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sürekli hediyeler vererek göze girmeye çalışıyor bir diğeri zirve hedefi verirken bir başkası basına sürekli demeçler vererek gündem oluşturmanın peşinde koşuyor. Süreç gün geçtikçe tükeniyor ve adaylar artık bir adım daha öne geçmenin derdine düştü. Bu seçimde yine adil olmayan işlerin yapılacağı iddiaları seçime şaibe düşürecek ayrıntılar arasında yer alıyor. Mevcut Rektör Cemil Çelik'in adayı olduğu ve seçimde onu destekleyeceklerinin kulislerde yankılanmasının ardından cemalini yeni görebildiğimiz bizim meşhur Hekimhanlı Çoban Cafer Özkul bugün Malatya'ya geldi. Neden mi Çoban diyoruz? Çünkü değerli hocamız için geçmişte bir haber yapmıştık. "Malatya'da Çobandı Fransa'da Rektör oldu." Hocamız aslını inkar etmiyor hatta gurur da duyuyor. Buraya kadar herşey güzel, hoş; lakin Fransa gibi bir ülkede rektörlüğü bırakıp gelip Malatya'da bu göreve aday olmak hangi aklın ürünü bunu anlamak için heralde profesör olmaya gerek yok. Kaldı ki bu göreve davet edilmişseniz fazla söze gerek yok. Mevcut Rektör Cemil Çelik kötü bir yönetimin ardından bir başka Hekimhanlı adayı neden seçti? Döneminde yaşanan El Öpmeler, Bilim göçü, Kürtaj Skandalları, Kamera İzleme gibi rahatsızlıklardan dolayı sık sık haberlerimize konu aldığımız Cemil Çelik muhtemelen sağlık sorunlarından dolayı bu görevi devretme kararı aldı. Yoksa meydan kendisine kalmışken bırakması gerçekten düşündürücü. Üniversitenin neredeyse her kademesine yerleştirilen Hekimhanlıların işine devam edip etmeyeceği merak konusu.

 

MALATYA'DA ÇOBANDI FRANSA'DA REKTÖR OLDU 

 

Malatya'nın Hekimhan ilçesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, küçükken ailesine ait hayvanları otlatan ve eğitimini zorluklara rağmen başarıyla tamamlayarak profesörlüğe yükselen Cafer Özkul, Fransa'daki Rouen Üniversitesi'nin iki dönemdir rektörlüğünü yapıyor.

 

ÇOCUKLUĞUM YOKLUK İÇİNDE GEÇTİ

 

Rouen Üniversitesi Rektörlüğü görevini 2007 yılından bu yana yürüten Özkul, 1951 yılında Malatya'nın Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü köyünde doğduğunu söyledi. Çocukluğunun yokluk içinde geçtiğini ifade eden Özkul, "O zaman köyün şartlarında en iyileri olmamıza rağmen kıt imkanlardan dolayı babam 'Biz 50-60 sene bu topraklara emek verdik. Bir yere varamadık. Sen oku, gidebildiğin yere kadar git' demişti. Babam, 'bu çocuk başarılı ama benim tarlada iş gücüne de ihtiyacım var' demedi" diye konuştu.

 

İlkokul 4. sınıfa kadar köyünde okuduğunu belirten Özkul, 4 ve 5. sınıfları da Malatya merkezde tamamladığını ifade etti. İlkokulu bitirince parasız yatılılık sınavını kazandığını kaydeden Özkul, ortaokulu ve liseyi Gaziantep'te okuduğunu söyledi.

 

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenciyken Etibank'ın yurt dışı bursunu kazandığını anlatan Özkul, 1970 yılında gittiği Fransa'da Bouches Du Rhone şehrindeki üniversiteye bağlı özel statüdeki bir kuruluşta Fransızca hazırlık eğitimi aldığını dile getirdi.

 

SÖZLEŞMELİ ÇALIŞTIĞI ÜNİVERSİTEYE REKTÖR OLDU

 

Daha sonra, iki yıl mühendislik okullarında temel bilimler eğitimi aldığını ifade eden Özkul, ardından girdiği sınavda başarılı olarak elektrik mühendisliği okumaya başladığını belirterek, "Fransa'da mühendislik okulları iki çeşit. Birincisi, üniversitelerin bünyesindeki yüksekokullar, ikincisi de üniversitelerden bağımsız okullar. Ben o zaman üniversiteden bağımsız bir yerde okulu bitirdim" dedi.

 

Rouen Üniversitesi'nde doktora yaptığını anlatan Özkul, aynı üniversiteden gelen bir iş teklifini kabul ettiğini ve çalışmaya başladığını dile getirerek, şunları söyledi:

 

"O dönemde Türk veya yabancı asıllı insanlar kadrolu doçent doktor veyahut profesör olamıyordu. O nedenle ben 8 yıl sözleşmeli olarak çalıştım. Bu sürenin sonunda bir kanun değişikliğiyle yabancılara araştırma merkezinde veya üniversitelerde çalışma olanağı tanındı ve ondan sonra doçentlik sınavına girdim ve onu kazandıktan sonra kadrolu doçent olarak çalışmaya başladım."

 

Rektörlüğe ilk seçildiğinde, dönemin edebiyat fakültesi dekanının "Biz artık Türk, yabancı asıllı birisini rektör seçebilecek kadar demokratik olgunluğa erişmişiz ve bundan gurur duyuyorum" dediğini aktaran Özkul, Fransa'daki rektörlük seçiminde uygulanan sisteme değinerek, şunları kaydetti:

 

REKTÖR SEÇİMİ NASIL YAPILIYOR

 

"Bir seçiciler kurulu oluşturuyor. Benim ilk seçildiğim zaman 140 seçici kurulu üyesi vardı. Bunun yarısı öğretim görevlilerinden, doçentlerden, profesörlerden oluşuyor. Geri kalanların 33'ü öğrencilerden, 22'si sivil toplumdan, 15'i idari ve teknik kadrodan seçiliyor. Her fakülte, her bilim dalı kendi temsilcilerini gönderiyor. 171 veya üstünde oy alan herkes rektör olabiliyor. Ben bunu başardım. Salt çoğunluğun bir fazlasını alabildiğim için rektör olarak seçildim. Belki ilk seçilme bir olay ama ikincisi daha önemliydi çünkü insanlar yaptığınız işleri beğeniyorsa, size güveniyorsa ve o güveni koruyorsa sizi tekrar görev başında görmek istiyor ve ikinci kez seçiyorlar. 6 senedir rektörlük yapıyorum. İkinci dönemin yarısına yaklaşmış vaziyetteyim."

Babasının tavsiyeleriyle motive olduğunu ifade eden Cafer Özkul, bu motivasyon sayesinde önemli bir göreve yükseldiğini söyledi.

 

O ZAMAN ÇOBANLIK ZOR GELİYORDU

 

Küçükken çobanlık yaptığını belirten Özkul, "Birkaç koyun ve keçimiz vardı. Her çocuk gibi yaz tatillerinde meraya götürüp onları otlatırdım. Annem yanıma kumanya verirdi. O zamanlar bunlara katlanmak bana zor geliyordu ama şimdi o günleri çok tatlı hatıralar olarak görüyorum"dedi.

 

Çocukluğunun geçtiği Kocaözü köyünden en çok aklında kalan hatıralarının, kışın tahta bavul üzerinde karda kaymak ve soğuk okulu ısıtmak için odun taşımak olduğunu ifade eden Özkul, "Sınıflarda itişerek, kalkışarak sobanın başına üşüşmemiz çok güzel hatıralar olarak kaldı. Bunlar bugün mutlu bir çocukluk hatırası gibi geliyor" diye konuştu.

 

BİZİM PROFESÖR ÇOBAN MALATYA'YA GELDİ

 

Seçileceğine galiba garanti gözüyle bakan Prof. Dr. Cafer Özkul sonunda geçde olsa Malatya'ya teşrif etti. Ayağının tozuyla basın açıklaması yapan Özkul Şu ifadelerde bulundu. 

 

Değerli Basın Mensuplarımız,

Öncelikle yoğun işlerinizden ve değerli vaktinizden feragat ederek davetime icabet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Meşhur kayısısıyla nam salmış, sanayi ve ticari potansiyeli bakımından bölgemizde lider bir konumda olan; nadide kültürel dokusuyla birlik, beraberlik, barış, kardeşlik ve dostluk duygularının harmanlandığı; örnek gösterilecek derecede hoşgörünün sergilendiği; başta iki Cumhurbaşkanı olmak üzere, birbirinden değerli devlet adamlarını, akademisyenleri, sanatçıları, büyük işadamlarını ve daha sayamayacağımız birçok değerimizi ülkemize katan güzel şehrimizde, bu sevimli ortamda sizlerle bulunmaktan mutlu olduğumu belirtmek istiyorum.

 

1970 yılından geçtiğimiz Nisan ayına kadar, gerek Yüksek Öğrenim sürecinde, gerekse üstlendiğim akademik ve üniversite yönetim görevlerinden dolayı memleketim Malatya’dan ve güzel Türkiye’mden uzakta, Fransa’da, bulunmak durumunda kaldım. Her ne kadar ülkemize ve Malatya’mıza akademik ve idari tecrübelerimi paylaşmak, bilgi alışverişinde bulunmak, hasret gidermek için sıkça ziyaretlerde bulunmuş olsam da elbette ki, bunlar memleket hasretimin dinmesine yetmemiştir. Sonuç olarak, büyük özverilerle bana desteğini esirgemeyen eşim ile birlikte, Türkiye aşıkları ve Malatya sevdalıları olarak, ömrümüzün geri kalan kısmını kendi öz vatanımızda, aynı anadili konuştuğumuz ve büyük Türkiye ülküsünü paylaştığımız insanlarımızla geçirmeye karar verdik.

 

Yıllardır memleketimden uzakta mesleki ve akademik anlamda kendimi yetiştirmek, uluslararası düzeyde tecrübe kazanmak için, devletimizin şahsıma sunduğu katkıların hakkını vererek, azimli ve planlı bir şekilde çok çaba sarf ettim. Gerek kişisel, gerekse mesleki hayatında dürüstlüğü ve etik kurallara tam riayet etmeyi şiar edinen bir Türk akademisyen olarak çok çalışmaktan asla imtina etmedim. Önce AR-GE faaliyetlerimle, bilimsel araştırmacı akademisyen kimliğimle, uluslararası anlamda tanındım ve daha sonra kademeli olarak çeşitli üniversite yönetim görevlerini üstlendim: bölüm başkanlığı, dekanlık, bilimsel araştırma kurulu başkanlığı, rektör yardımcılığı yaptım. Başta Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde oldukça faydalı girişimlerde bulundum.  Bu süreç ve birikimlerin sonucu olarak, Rouen Üniversitesi’nde 2007 ve 2012 yıllarında yapılan rektörlük seçimlerini kazanarak iki dönem art arda, dokuz yıl süren başarılı bir rektörlük deneyimine sahip oldum. Rektörlüğüm sürecince de uluslararası düzeyde faaliyette bulunan birçok bilimsel platformda başkanlık, başkan yardımcılığı ve koordinatörlük görevlerine seçilerek, buralarda da tecrübe edindim.

 

Avrupa’nın ilk Türk asıllı rektörü olarak, bulunduğum her platformda enerji kaynağımın Türkiye olduğunu, hiçbir zaman Türkiye’den ve Türk kültüründen kopmadığımı ve geldiğim, büyüdüğüm, ekmeğini yediğim güzel şehir Malatya’mın evladı olmaktan gurur duyduğumu beyan etmekten kaçınmadım. Malatya’mızda bulunan yakınlarım, dostlarım ve basın-yayın organları, kurumlarımız vasıtasıyla ilimizdeki gelişmeleri de yakinen izlemeye çalıştım. Her ne kadar yıllardır Malatya’dan uzakta yaşayan biri olsam da Malatya’ya ve ülkesine aşinalığını yitirmeyen bir evlat olarak, sahip olduğum bilgi ve deneyimi, var olan tüm enerjimi artık kendi ülkemizin ve memleketimizin yararına seferber etmek istiyorum. Kovanından uçarak uzun mesafeli ve zorluk dolu yolculuklar neticesinde farklı çiçeklerden yuttuğu nektarı, geri dönerek, bünyesinde değişime uğratarak bala dönüştüren ve bunu da kovanında biriktirerek,  ilk ait olduğu yere zenginlik katan bir bal arısı gibi ben de kendi birikimlerimi özvatanıma, Malatya’ma bırakmak istiyorum. Bunu da, bilgi ve tecrübe sahibi olduğum bir alanda, güzel şehrimizin ekonomik, sosyal, kültürel ve sanatsal gelişiminde lokomotif rol oynayacak ve ayrıca spor alanında görünür hale gelmesine büyük katkı sağlayacak Malatya İnönü Üniversitesi gibi çok önemli bir kurumda yapmayı arzulamaktayım.

 

Kırk yılı aşkın akademik birikime sahip, birçok enstitü, fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezine sahip olan, başta sağlık olmak üzere birçok alanda markalaşan, çok önemli sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmiş olan, İnönü Üniversitesi; kuruluşundan buyana ciddi büyümeler kaydetmiştir. Bu vesileyle kentimizin incisi ve öncüsü olan Üniversitemizin gelişmesi yolunda emeği geçen yöneticilere, öğretim üyelerine, diğer akademik ve idari personele, buna destek veren girişimcilere, yerel yönetim organlarına, siyasetçilere, sivil toplum örgütlerine ve gönüllülere bir Malatyalı olarak ve mayıs ayı başından beri İnönü Üniversitesi mensubu bir öğretim üyesi olarak teşekkür ediyorum.

 

Hepimizin malumu, Temmuz ayında üniversitemizde rektörlük seçimine gidilecektir. Ben de, şimdiki yönetimden bayrağı devralarak, Üniversitemizi eğitim, bilim, kültür, sanat ve spor alanlarında daha saygın bir statüye kavuşturmak, uluslararası düzeydeki tanınırlığını artırmak, birçok Avrupa üniversitesiyle rekabet edebilecek, üretken, sorgulayan, kente, bölgeye, ülkeye ve insanlığa katma değer sağlayan bir eğitim, bilim ve inovasyon merkezine dönüştürmek için rektörlüğe aday olduğumu belirtmek istiyorum.

 

Sahip olduğum bilim adamlığı ve yöneticilik tecrübelerimi, ayrıca uluslararası düzeydeki bilimsel platformlarla sürdürmekte olduğum bağlantılarımı, İnönü Üniversitesi’nin dinamik ve bir o kadar da donanımlı öğretim elemanlarının yaratıcılık ve üretkenlikleriyle, ayrıca fedakâr idari personelinin desteğiyle birleştirebilirsek; kurum olarak büyük bir gelişme potansiyeline sahip olacağımıza inanıyorum. Bu potansiyele dayanarak, bilgi ileten ve teknoloji tüketen değil, daha çok bilgi ve teknoloji üreten bir toplumun öncüsü olmalıyız:  AR-GE alanında bilimsel tanınırlığı yüksek, buluş ve yenilikleri ekonomiye artı değer olarak kazandıran, eğitim ve öğretim alanında ise nitelikli ve girişimci mezunlar yetiştiren, tercih edilen, öncü ve önder bir üniversite olma iddiasını taşımalıyız.

 

Bu amaçla, idarenin modernleşmesi yanında, katılımcı ve şeffaf bir yönetim tarzını kurumsallaştırmalıyız. Üniversite bulunduğu şehrin ekonomik ve sosyal kalkınmasına öncü olurken, yine şehrin kültürel, sanatsal ve entelektüel hayatının canlandırılmasına katkıda bulunmalıdır. Şehrin markası olarak üniversitenin uluslararası görünürlüğü, Malatya’nın da uluslararası görünürlüğünü artıracaktır. İnönü Üniversitesi’nin cazibesi, bir bakıma şehrin cazibesi demektir. Bir taraftan ortak projeler çerçevesinde şehir ile bütünleşirken, diğer taraftan uluslararası akademik ilişkiler açılımında mutlak bir sıçrama yapmalıyız. Hem üniversitenin, hem de şehrin markası olan Turgut Özal Tıp Merkezi’nin çok eksenli gelişmesine hız vermeye devam ederken, dünya üniversiteleri sıralamalarında iddia sahibi olabilmek için; sağlık sektörü yanında, beşeri bilimler dâhil, tüm temel bilimlere, ayrıca mühendislik bilim ve teknolojilerine önem vermek zorundayız. Özet olarak, geniş perspektifli bir üniversite vizyonu kapsamında, kısa, orta ve uzun vadelere yayılacak projelerden oluşan stratejik bir yaklaşım ortaya koymalıyız. Türkiye’mizin 2023 hedeflerine görünür katkılarda bulunmak ülküsünü taşımalıyız.

Bu ülküyle, İnönü Üniversitesi rektörlüğüne adayım.

Sözlerime, Temmuz ayında yapılacak olan seçimin Üniversitemize yakışır bir şekilde huzur ve barışın hâkim olduğu, tatlı bir heyecan ve yarış ortamında geçmesini; seçim sonucu rektör olarak atanacak öğretim üyesinin Üniversitemiz, Malatya’mız ve Türkiye’mize hayırlı olmasını temenni ederek son veriyorum.

 

Saygılarımla,

Prof. Dr. Cafer ÖZKUL

     

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x