Malatya'nın Trolleri ve Tetikçi Medyası Başkan Durmuş'u Yine Hedefe Aldı!
MALATYAMalatya Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Durmuş'a yönelik tetikçi medya ve trollerin saldırıları devam ediyor.
Malatya Dernekler Federasyonu (MADEF)’e ve Genel Başkan Yılmaz Durmuş’a yönelik sistematik saldırılar yapılmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz aylarda MADEF Başkanı Yılmaz Durmuş’un güvenlik görevlisini eliyle ittiği görüntüleri montaj ve yapay zeka ile abartarak adeta darp edilmiş bir hale sokarak sosyal medya üzerinden servis eden tetikçi medya ve troller, bu saldırıyı Malatya Tanıtım Günleri’nin arifesinde yapmıştı.
Malatya Vuslat TV’yi hiçbir programa çağırmadığı için neması kesilen Trol ve tetikçi Necdet Akboğa ve Kanal Sahibi Selahattin Bayrak başta olmak üzere İstanbul’da sicili bir hayli kabarık olan trol Ferhat Canbey, Recep Peri ve bir takım zevatların sırf para koparamadıkları ve etkinlikte yer almadıkları için yaptığı bu ahlaksız saldırının neticesinde Genel Başkan Yılmaz Durmuş Sultangazi Belediyesi’nde binlerce Malatyalıya her türlü desteği ve yardımı yaptığı görevinden uzaklaştırılmıştı.
BU HAİNLİK, AHLAKSIZLIK DEĞİL DE NEDİR?
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir Malatyalı hemşehrimizin restaurantında yaklaşan MASTÖB seçimi öncesi fikir alışverişi yapmak ve tek aday üzerinde uzlaşı sağlamak üzere yapılan istişare toplantısında yaşadığı saldırıyı gündeme getiren ve önce birlik beraberlik için içimizdeki çürük elmaları ayıklamamız gerektiğini ve ahlaksızları soyutlamamız gerektiğini vurgulayan Başkan Yılmaz Durmuş’u tahrik edip sesini yükseltmesini sağlayan bazı katılımcılar, bu birlik beraberliği sabote ederek başkan Durmuş’u yine tetikçi medya ve trollerin kucağına attı.
Trol Ferhat Canbey’in o süreçte yayınladığı videoları kaldırması için MADEF Yöneticisi bir iş adamından 100 Bin TL civarında para aldığı gündeme bomba gibi düştü. Utanmadan hem para alıp hem başkanı işinden eden bu trol Ferhat Canbey, o programda elinde telefonla çekim yaparak, devrettiği kanal olan Vuslat TV’ye servis etti. Tetikçi Medya ve Trol kanal Vuslat TV bu sistematik ve kasıtlı saldırıyı “Yılmaz Durmuş Yine Durmadı” manşetiyle yayınlayarak, İstanbul Birlik Toplantısında Kinini Kustu ve Kaçtı şeklinde yalan ve maksatlı bir şekilde ekrana yansıttı.
Tıpkı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in aylar önce bir programda ER TV için “Bize gel gel yapıyorlar” ifadeleri gibi Başkan Durmuş’a onca kötülüğün ve saldırının ardından adeta “Gel gel yaptılar”
MALATYA HAİN VE AHLAKSIZLARLA BİRLİK OLAMAZ!
Toplantıda bir çok kötü işlerle anılan, eğitimsiz, cahil, Malatya üzerinden küpünü doldurmayı hedefleyen hırsız ve sahtekarın yer alması, memleketin düştüğü acziyeti bir kez daha ortaya serdi.
Yılmaz Durmuş gibi 15 yıldır İstanbul’da sayısız organizasyon ve hayır işinde bulunan bir hemşehrimize plaket ödül vermek yerine bu şekilde ahlaksızlık ve hainlik yapanlar Malatyalı olamaz. Gidip kan testi yaptırmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.
Hikmet Tanrıverdi, Haşim Karadağ, Cebrail Mungan, Cengiz Günaydın, Yunus Akdaş gibi vasıfsız, elini attığı her işi batıran insanların hangi amaçla ve hangi yüzle katıldıkları ise merak konusu…
MASTÖB HASAN KARAKUŞ İSMİNDE MUTABIK!
Malatya Sivil Toplum Örgütleri Birliği (MASTÖB) seçimlerinde İş Adamı Hasan Karakuş isminde mutabık kalındı. Yıllarca MASTÖB yönetiminde yer alan Karakuş, Malatyalılar tarafından sevilen ve saygı gören bir isim olarak öne çıkıyor.
MAKON Başkanı Nazife Özdemir, Amcasının vefatı nedeniyle toplantıya katılmazken, kısa bir süre önce kurulan Pütürge İş Adamları Derneği (PİAD) Başkanı Osman Dursun’un da Ankara’da temasları nedeniyle katılmadığı bildirildi.
NECDET AKBOĞA PKK KAMPLARINDAN ÇIKMIYORMUŞ!
Bir dönemler Seslendirme ve organizasyon işleri yapan Necdet Akboğa isimli trol, Turgut Özal Üniversitesi'nin bir önceki rektörü Aysun Bay Karabulut'tan organizasyon işi alamadığı için üniversiteyi ve rektörü yerden yere vuran paylaşımlar ve zırvalıklar yaptığını geçtiğimiz yıllarda yayınlamıştık. Öte yandan haber merkezimize gelen ihbarda geçen iddialara göre Akboğa'nın 28 Şubat sürecinde Malatya'da tutuklanan bazı kanaat önderlerini ispiyonladığı ve numaradan cezaevine girerek tepki çekmemek için işin içinden sıyrıldığı ve yine gençlik dönemlerinde televizyoncu arkadaşlarının ifadesiyle PKK Kamplarında cirit attığı öğrenildi.
MESUT PARLAK'A KUMPASI İTİRAF ETTİ
1998 Yılında İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mesut Parlak'a, Malatya'dan giden Tv ekibi olarak din düşmanı diye nasıl tuzak kurmak istediklerini ve karşılaştıkları durumu 23 yıl sonra "BU YAZIM İNSANLIĞIN İTİRAF BELGESİDİR..." diye yazdı.
Yıl 1998... Demokrasinin kalbi Hollanda’dan yeni gelmişim. Malatya’da “ İslami yayın yapan” yerel bir TV kanalında muhabirim. Avrupa özgürlüğü, insan hakları gibi konularda duyarlı birisi olarak, zıpkın, ele avuca sığmayan, gözü kara muhabirliğimi bilen TV sahiplerinden birisi olan ve bir kamu kurumu üst düzey yönetici Z.. Çalışan üç arkadaşı çağırdı.
Beni, Ö.Ö ve A.C ( hepsi hayatta) şunları söyledi: “Sizi İstanbul’a gönderiyoruz. Malatya’lı bir porfesör var. Adı Mesut Parlak. Bu kişi din düşmanı.
Rektörlük yapmış, şimdi dekan aynı zamanda Turgut Özal’ın kurduğu MEV ( Malatya Eğitim Vakfı) başkanı. Bu kişi Malatyalı hayırsever iş adamlarının verdiği bursları başörtülü kızlara vermiyor.
Başörtüsü düşmanı. Necdet Akboğa bunun hakkından gelir. Kameraya çekin günlerce TV den yayınlayacağız.”
Altımıza araba, cebimize para, cenke gider edası ile yola çıktık.
İstanbula ulaştık. İlk işimiz Prof Dr. Mesut Parlak hocayı adım adım kameraya kaydetmek, konuşturmak, sormak, köşeye sıkıştırıp perişan etmekti.
Dekan olduğu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bulduk. Bina girişinde kameramızı açık tutup, ne varsa gizli çekim yapacağız, ne konuşursa full çekecektik.
Kapıya vardık sekreter oturuyor.onlarca hasta sırada. Herkes şifa bulmak için Mesut Hocanın odasına girmeyi bekliyor. Sekretere Malatya basını olarak geliyoruz, hoca ile görüşeceğiz. Dedik.
Malatya sözünü duyunca hiçbir soru sormadan buyrun girin odasına dedi. Hoca talimat vermiş kim gerlirse Malatyalıyım derse hiç bir soru sormadan içeri al..Tamam dedik.
Şimdi din düşmanı adamı suç üstü yakalarız. Ben kamera açık olarak elimde,üç arkadaş , adeta odayı basarcasına daldık...
Oda boş. Prof Mesut Parlak lavaboda abdest alıyor.
Sakin bir şekilde abdestini bitirdi. Ellerini kurluladı “ Hemşehrilerim Malatyadan gelmiş”. Dedi. Sıkı sıkı sarıldı. Biz şaşkınız. Dilimiz tutuldu. Yanlış yere mi geldik. Din düşmanını basacaktık.
Hoca “Çocuklar ben Cuma namazına gidecem. Siz gelecekseniz, lavabo burda abdest alın beraber gidelim. Yok biz gelmiyoruz deseniz, odam sizin çay kahve için, dinlenin, ben yarım saat sonra geleceğim. Ondan sonra herşeyi konuşuruz.
“ Aman Allah’ım. (islami yayın yapan) TV den geliyoruz. Cumayı, camiyi unutmuşuz. Din düşmanı dediğimiz kişiyi abdest alırkan yakaladık, yetmez gibi bizi Cuma namazına davet ediyor. Üç arkadaş şoktayız. Abdest aldık. Hastane karşısındaki tarihi camiye gittik. Cumayı kıldık. Hocanın odasına döndük.
Prof. Dr. Mesut Parlak, bize hiç bir şey sormadan sekreteri çağırdı. “ Kızım benim canım topraklarım gelmiş. En güzel yerden dört kişilik yemek söyle. Bize yakın Malatyalılara ait olan Ilıca otelden hemen yer ayır. Kaç gün kalırsa hemşehrilerim hepsini benim hesabıma yazdır.bunlar benim misafirim.
” Hayda!.. Biz neye geldik neler görüyoruz. Bu işte bi yanlışlık var..Tüm bu yaşananları da saniye saniye kaydediyoruz... Dışarı çıktım. Bi fırsat bulup Malatyayı bizi gönderen Z... aradım.
Abi Mesut Parlak abdest alıp namaza götürdü bizi. Habersiz odasını bastık. Bize ilgi alaka, yemek otel sorgusuz sualsiz sunuyor. Biz ne yapacağız. Z...” Konuşturun, dine imana girin. Bi açığını yakalayın. Boş gelmeyin.
” Evet... iki saat hocanın odasındayız. Kamera açık. Hastalar geliyor. Onlara baba gibi davranıyor. Bizimle konuşuyor. Ne sorsak cevap veriyor. O kadar insanca, o kadar merhametli, o kadar Malatya sevdası ile konuşuyor ki darmadağın olduk.
Uzun uzun sorduk, yemekler yedik, ikramlar gördük. İnsanlık dersi aldık. Peki bize tarif edilen kişi buysa, biz kimiz.. Hocam bize otel ayarlamayın. Kalacak yerimiz var. İşimiz çok. Çok gidecek yerimiz var. Dedik. Müsade istedik.
Prof. Dr. Mesut Parlak “ Bakın çocuklar kaç gün kalırsanız kalın burası sizin. Parasız kalmayın. Telefonum 24 saat açık. Sizin için elimden ne gelirse yaparım.” Kafamız allak bullak olmuştu. Tekrar Malatyayı aradık. Olup biteni anlattık. Dünyanın fırçasını yedik.
” Beceriksizler. Şimdi Tarlabaşı caddesine gidin. MEV binasına girin. Burs verilen öğrencilerin listesi, fotoğrafları, okudukları üniversitenin yer aldığı kütük gibi defter var. Bayan öğrencilerin olduğu defteri tek tek çekin. Başörtülü tek öğrenci yok. Onu kayda alın”
Doğru Malatya Eğitim Vakfına gittik. Malatya ... TV den geliyoruz. Burs defterini çekmemiz lazım. Hiç itiraz gelmedi. Görevli bayan buyrun dedi. Tam 10 sayfayı tek tek inceleyip kameraya çektik.
10 sayfanın 8 tanesi başörtülü çıkmaz mı. Deliye döndük. Malatya bizi sıkıştırıyor. Açık bulun. Açık yok. İki gün daha İstanbula takıldık ve döndük...
Dostlar. Bağnazlık, cahillik, yobazlık, gözü körlük, dini kullanma, insanı yok sayma adına ne derseniz deyin. Yıllar sonra öğrendik ki Parlak ailesi ile ilgili imar problemi olan üst düzey siyasetçi, yöneticiler din kılıfı ile Türkiyenin en büyük üniversitesine rektör olmuş, hayatı şifa dağıtmak olan, bilim ve tıp insanına bizim tetikçiliğimizde alçakça saldırı düzenlemişler.
Ümmi ( oku yazar olmayan) bir annenin evladı, Çırmıhtıdan Malatya’ya kış, kıyamet, çamur demeden 1960 ların şartlarında okumuş, ömrünü bilime vermiş, memleket sevdalısı Profesör olmuş insanlık örneği bir insana neler yapmak isteniyor.
Yıllarca Yeşilyurt kiraz festivalinde sunuculuk yaptım. Mesut Parlaklar, Kenan Işıklar, Zeki Akıncılar, Şahin Nalbantlar ile iç içe oldum. Her yıl mutlaka festival bahanesi ile gelip yaptırdıkları okulların, camilerin, çeşmelerin, köprülerin ya temellerini attılar, ya da kurdalelerini kestiler.
Hepsini kazançlarıyla yaptılar. Dinsiz, laik diye anlatılan Prof .Dr Mesut Parlak adına, eşi, annesi, babası adına kendi kazancı ile yaptırdığı okullarda binlerce vatan evladı eğitim görüyor.
Aynı şeye devam ediyorsunuz...
Ben gencecik birisi olarak bunun ezikliğini haykırdım. Hocam ile helalleştim. Yeşilyurt belgeseli izleyip ağladık.
Peki her gün kul hakkına giren, iman bekçileri siz kiminle helalleştiniz.
Şeklinde itirafta bulunan bu trol ve kendi tabiri ile tetikçi Necdet Akboğa'ya sormak lazım gençliğinde yediğin halttan ders çıkaramamış bir zavallı olarak hala aynı işlere devam ediyorsun.
Bu kul hakkı değil midir?
Yılmaz Başkan sana hakkını haram ediyor. Yüzün varsa hadi git helallik iste...
Kanal Sahibi Selahattin Bayrak'a gelince yediğin tüm haltları biliyorum. Tek tek bana yazdırma, memlekette insan içine çıkamazsın!
İlginizi Çekebilir