© Malatya Haber

CHP Malatya Teşkilatında Neler Oluyor? O İlçe Ateş Püskürdü

Cumhuriyet Halk Partisi'nde Mutlak Butlan kararının ardından depremler devam ediyor. Önceki gün CHP Malatya İl Kadın Kolları Başkanlığı görevinden alınan Canan Erdoğan tepki vermişti. Bugün CHP Arapgir Önceki İlçe Başkanı Soner Çılgın il yönetimini topa tuttu.

Soner Çılgın yaptığı yazılı açıklamalada şu ifadelere yer verdi. 

Cumhuriyet Halk Partisi Malatya İl Başkanlığı tarafından 10 Ağustos 2026 tarihinde büyük bir sorumluluk ve güvenle Cumhuriyet Halk Partisi Arapgir İlçe Başkanlığı görevine atandım.

Ancak aradan yalnızca 22 gün geçtikten sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde; tarafıma somut, ciddi, hukuki ve kabul edilebilir hiçbir gerekçe açıklanmadan görevden alındım.

Bu kararın alınış biçimi, zamanlaması ve hiçbir açıklamaya dayandırılmaması nedeniyle yaşananları kamuoyuyla paylaşmak artık benim için bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiştir.

Göreve; Cumhuriyet Halk Partisi’ne samimi bir aidiyet duyan, Arapgir’in geleceği için kaygı taşıyan ve ilçemize hizmet etmek isteyen hemşehrilerimizin önerileri ve desteğiyle getirildim. Bana tevdi edilen bu onurlu görevi kişisel bir makam olarak değil; partime, ülkeme, Malatya’ya ve Arapgir’e karşı üstlendiğim önemli bir sorumluluk olarak kabul ettim.

Görevlendirilmemin hemen ardından çalışma arkadaşlarımla birlikte hızlı, kararlı ve disiplinli bir çalışma süreci başlattık. Amacımız; Cumhuriyet Halk Partisi’nin Arapgir’deki örgütsel gücünü artırmak, partimizi toplumun bütün kesimleriyle buluşturmak, küskünlükleri ortadan kaldırmak ve ilçemizde umut veren yeni bir siyasi anlayış oluşturmaktı.

Çünkü Arapgir, Malatya’nın göz bebeğidir.

Arapgir; tarihsel birikimi, kültürel zenginliği, güçlü toplumsal yapısı ve yetiştirdiği devlet adamları, siyasetçiler, askerler, paşalar, bilim insanları, sanatçılar ve iş insanlarıyla sıradan bir ilçe değildir. Bu köklü miras, Arapgir adına görev üstlenen herkese ciddiyet, vakar, liyakat ve sorumluluk bilinci yüklemektedir.

Ben de görevimi bu anlayışla yerine getirmeye çalıştım.

Ne yazık ki göreve başladığım ilk günden itibaren sistematik ve asimetrik bir yıpratma girişimiyle karşı karşıya kaldım. Şahsıma ve birlikte görev yaptığım arkadaşlarıma yönelik kaynağı belirsiz iddialar, dedikodular ve gerçeği yansıtmayan ithamlar ortaya atıldı. Çalışmalarımızı engellemeye, yönetim kurulumuzun iradesini zayıflatmaya ve örgütümüzün çalışma motivasyonunu bozmaya yönelik müdahalelerle karşılaştık.

Bütün bunlara rağmen geri adım atmadım.

Konu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliği ile ülkeme, Malatya’ya ve Arapgir’e hizmet etmek olduğunda; kişisel çıkarlarını partinin üzerinde tutanlara, dedikodu üzerinden siyaset yapanlara ve örgüt iradesini baskı altına almaya çalışanlara karşı dik durdum. Kendimi ve çalışma arkadaşlarımı ezdirmediğim gibi partimizin kurumsal kimliğinin yıpratılmasına da izin vermedim.

Beni bu göreve uygun görenlerin, görevlendirmenin üzerinden henüz birkaç gün geçmişken tutum değiştirmeleri ise ayrıca düşündürücüdür.

Başta CHP Malatya İl Başkanı Sayın Hakan Satılmış olmak üzere bazı il örgütü yöneticilerinin, kısa süre önce güven duyduklarını belirterek görevlendirdikleri bir ilçe başkanının arkasında durmak yerine, hakkımda yürütülen dedikodu ve yıpratma sürecinin tarafı hâline gelmeleri beni derinden şaşırtmıştır.

Tarafıma yöneltilen baskıların, görevden ayrılmamı isteyen telkinlerin ve tehditkâr olarak değerlendirdiğim söylemlerin siyasi nezaketle, örgüt hukukuyla ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik gelenekleriyle bağdaştırılması mümkün değildir.

Arapgir İlçe Yönetim Kurulunun oluşturulması sürecinde başlangıçta yanımızda duran Malatya İl Örgütü, daha sonra belirlediğimiz yönetim kurulu üyelerine yönelik somut kanıta dayanmayan ithamlar ileri sürmüş ve yönetimimizin şekillenmesine sürekli müdahale etmiştir. Çalışma arkadaşlarımız hakkında kurgulanan iddialar üzerinden hem yönetim kurulumuz hem de şahsım itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır.

Buradan açıkça soruyorum:

10 Ağustos’ta göreve layık görülen bir ilçe başkanı, yalnızca 22 gün sonra hangi somut gerekçeyle görevden alınmıştır?

Bu kadar kısa bir sürede hangi çalışmamız başarısız bulunmuş, hangi parti ilkesini ihlal ettiğimiz belirlenmiş ve hangi örgütsel değerlendirmeye dayanılarak hakkımızda karar verilmiştir?

Görevden alınmamı gerektiren ciddi bir durum varsa neden savunmam istenmemiştir?

Hakkımızda ileri sürülen iddialara ilişkin herhangi bir belge veya kanıt bulunmakta mıdır?

Bu karar hangi yetkili kurulda görüşülmüş, kimlerin oyuyla alınmış ve hangi tutanağa bağlanmıştır?

Yoksa bütün bu süreç kişisel hesapların, dar grup çıkarlarının ve dedikodu siyasetinin sonucu mudur?

Bu sorular yalnızca benim sorularım değildir. Bunlar, Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren bütün Arapgirlilerin ve örgüt hukukuna inanan her partilinin cevap beklediği sorulardır.

İstifa etmem yönündeki baskılar karşısında açıkça, “Beni siz görevlendirdiniz; görevden ayrılmamı istiyorsanız sorumluluğunu üstlenerek yine siz görevden alın.” dedim. Çünkü işlemediğim bir kusurun sorumluluğunu kabul ederek istifa etmeyi ve haksız iddiaların doğruluğunu zımnen kabullenmeyi reddettim.

Sonunda, hak etmediğim ve gerekçesi açıklanmayan bir kararla görevden alındım.

Ben bu görevi makam, unvan veya kişisel çıkar beklentisiyle kabul etmedim. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne duyduğum bağlılık nedeniyle kabul ettim. Partimizin tüzel kişiliğine ve önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na duyduğum saygı ve aidiyet duygusuyla bu sorumluluğu üstlendim.

Ancak partiye bağlılık; yanlışlar karşısında susmak, haksızlığı kabul etmek ve makam sahiplerinin her kararını sorgulamadan onaylamak demek değildir. Tam tersine Cumhuriyet Halk Partili olmak; adaletsizliğe kimden gelirse gelsin karşı çıkmayı, hesap verebilirliği savunmayı ve örgüt iradesine sahip çıkmayı gerektirir.

Şahsım ve çalışma arkadaşlarım ciddiyetten uzak ve yersiz gerekçelerle hedef alınmıştır. Parti içi sorunları çözmekle sorumlu olanların dedikodular üzerinden hüküm vermesi, kişileri dinlemeden karar alması ve örgüt hukukunu kişisel tercihlere göre işletmesi kabul edilemez.

Malatya İl Başkanlığının kendi örgütsel başarısını, çalışma yöntemlerini ve kamuoyu karşısındaki durumunu samimiyetle değerlendirmesi gerekirken; henüz çalışmasına fırsat verilmemiş bir ilçe yönetimini hedef hâline getirmesi, sorumluluğu başkalarına yükleme çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin kişisel mülkü değildir.

İl ve ilçe örgütleri hiçbir yöneticinin şahsi tasarruf alanı değildir.

Parti görevleri; yakınlık ilişkileriyle, dedikodularla, kişisel hesaplarla veya dar çevrelerin çıkarlarıyla dağıtılıp geri alınamaz. Örgüt yönetmek; baskı kurmak değil, birleştirmek; insanları tasfiye etmek değil, kazanmak; dedikoduya teslim olmak değil, adalet ve liyakatle karar vermektir.

Bugün bana yapılan haksızlık karşısında susarsam, yarın aynı yöntemin başka yol arkadaşlarımıza uygulanmasına ortak olmuş olurum. Bu nedenle susmayacağım. Şahsıma ve çalışma arkadaşlarıma yöneltilen bütün iddiaların belgeleriyle açıklanmasını, görevden alma kararının hukuki ve siyasi gerekçelerinin kamuoyuna duyurulmasını istiyorum.

CHP Malatya İl Başkanı Sayın Hakan Satılmış’ı ve karar sürecinde sorumluluğu bulunan bütün yöneticileri şu soruya açıkça cevap vermeye davet ediyorum:

Soner Çılgın ve oluşturduğu Arapgir İlçe Yönetimi, göreve getirildikten yalnızca 22 gün sonra neden görevden alınmıştır?

Cevap dedikodu değilse belge açıklanmalıdır.

Cevap kişisel hesap değilse gerekçe ortaya konulmalıdır.

Cevap örgüt iradesiyse karar ve tutanaklar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Görevler gelip geçicidir; makamlar hiç kimseye kalıcı değildir. Kalıcı olan, kişinin görevde bulunduğu süre içerisinde sergilediği duruş, savunduğu ilkeler ve geride bıraktığı itibardır.

Ben bugün görevden alınmış olabilirim. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Atatürk ilke ve devrimlerine, demokrasiye, adalete, Malatya’ya ve Arapgir’e olan bağlılığımdan kimse beni uzaklaştıramaz.

Makamımı kaybetmiş olabilirim; fakat onurumu, mücadele azmimi ve haksızlıklar karşısındaki kararlı duruşumu koruyorum.

Yaşanan sürecin takipçisi olacağımı; hakkımdaki bütün iddialara belgeleriyle cevap vermeye hazır bulunduğumu ve hiçbir baskı karşısında susmayacağımı kamuoyuna saygıyla bildiriyorum.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER