Anne Karnında Maruz Kalınan Kimyasallar Kansere Zemin Hazırlıyor
GÜNDEMÇevresel kirliliğin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bayram, büyüme dönemindeki çocukların kimyasal maddelere karşı çok daha hassas olduğunu belirtti. Özellikle gebelik dönemindeki maruziyetin önemine işaret eden Prof. Dr. Bayram, “Bu süreçte enfeksiyonlar, kimyasallar ve radyasyon gibi dış etkenler gelişimi bozabilir, ilerleyen yıllarda kansere zemin hazırlayabilir” diye konuştu.
Çocukluk çağı kanserleri nadir görülmekle birlikte dünya genelinde yüzbinlerce vaka olduğu için ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak önemini koruyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bayram, Sağlık Bakanlığı verilerine göre tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 1-2’sini çocukluk çağı kanserlerinin oluşturduğunu ve her yıl yaklaşık 4700 yeni vakanın tanı aldığını anlattı.
“KİRLENEN DÜNYA ÇOCUKLARIMIZI DA HASTA EDİYOR”
Hastalıkların ortaya çıkmasında birçok etken söz konusu olmakla birlikte özellikle son yıllarda tüm dünyanın gündeminde olan çevre kirliliğinin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Bayram, sözlerine şöyle devam etti: “Yapılan birçok araştırmayla hava kirliliğinden pestisitlere kadar birçok etkenin çocukluk çağı kanserleri arasında bağlantı tespit edilmiş. Türlere göre farklılık görülse de en sık rastlanan kanser türleri olduğu için lösemi ve lenfomada ilişki daha net ortaya konmuş durumda. Bununla birlikte gebelik dönemi ya da erken çocukluk dönemi gibi kirlilik etkenlere maruz kalınan zamanlama da çok önemlidir.”
BÜYÜME DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLAR KİMYASALLARA KARŞI DAHA HASSAS
Çevresel kirliliğin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bayram, büyüme dönemindeki çocukların kimyasal maddelere karşı çok daha hassas olduğunu belirterek, “Çocuklar büyüyen bir organizma olduğu için çevresel kirliliğe yetişkinlere kıyasla çok daha duyarlıdır. Sanayi atıkları, hava kirliliği ve gıdalardaki kimyasal kalıntılar çocukları daha fazla etkiler. Özellikle anne karnındaki dönem en hassas dönemdir. Bir hücreden 50 santimetrelik bir bebeğe dönüşen çok hızlı hücre bölünmesi söz konusudur. Bu süreçte enfeksiyonlar, kimyasallar ve radyasyon gibi dış etkenler gelişimi bozabilir, ilerleyen yıllarda kansere zemin hazırlayabilir” dedi.
‘GIDALARDAKİ EN UFAK KİMYASAL KALINTILAR HÜCRELERİ BOZUYOR’
Çevresel kirlenmenin bağışıklık sistemi üzerine etkilerini anlatan Prof. Dr. Bayram, şunları söyledi: “İnsan; hava, su ve gıdaya muhtaç bir canlıdır. Bu kaynaklar temiz olmadığında bağışıklık sistemi zayıflar. Çevre kirliliği bağışıklık hücrelerini de etkileyerek kanser hücrelerinin tanınmasını zorlaştırır. Biz kendi yaptığımız araştırmalarda da lösemili çocuklarda kemik iliğinde sağlıklı çocuklara göre daha fazla pestisit kalıntısı tespit ettik. Gıdalardaki küçük miktardaki kimyasallar bile zaman içinde vücutta birikerek hücrelere zarar verir.”
“HAMİLELİK DÖNEMİ ÇOK ÖNEMLİ”
Çocukların çevresel faktörlere karşı yetişkinlerden daha savunmasız olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bayram, “Sanayi atıkları, hava kirliliği ve gıdalardaki kimyasal kalıntılar çocukları yetişkinlere göre daha fazla etkiler. Anne karnındaki dönem ise en kırılgan dönemdir. Bu nedenle hamile kadınların kimyasal maddelerden, özellikle saç boyası gibi ürünlerden uzak durması ve tükettikleri gıdaların kimyasal kalıntı içermediğinden emin olması gerekir” dedi.
“DOĞAYI KİRLETTİKÇE KİRLENİYORUZ”
Genetik mutasyonlara da dikkat çeken Prof. Dr. Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mutasyon, annede ya da babada oluşan genetik bir değişikliğin çocuğa geçmesidir. Üreme hücrelerinde çevresel toksinlere bağlı ortaya çıkan mutasyonlar, çocukta daha erken yaşta kansere neden olabilir. Çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 20’sinin altında genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz. Doğayı kirlettikçe biz de kirleniyoruz. Çevreyi korumadığımız sürece kanser ve genetik hastalıkların artması kaçınılmazdır. Doğayı korumak aslında kendi sağlığımızı korumaktır.”
‘ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNDE EN SIK AKUT LÖSEMİ GÖRÜLÜYOR’
Çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Bayram, “En sık akut lösemi görülüyor, onu lenfomalar ve merkezi sinir sistemi tümörleri takip ediyor. Çevre kirliliği arttıkça bu kanserlerde yavaş ama düzenli bir artış söz konusu. Sanayileşmiş bölgelerde bu artış daha belirgin. Atıkların iyi filtrelenmesi, toprağa ve suya karışmasının engellenmesi şarttır; aksi halde bu kimyasallar gıdalar aracılığıyla tekrar bize geri döner. Buna bir de yoğun böcek ilacı kullanımı eklenince risk katlanıyor” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İlginizi Çekebilir